Accayip.net  Anasayfa'ya dönmek için tıklayın.
 
Anasayfa
Acayip Videolar
Acayip Resimler
Acayip Yazılar
Acayip Haberler
Nette Güldürenler
Forum
Geri
 
 
 ARSA


Oğulları, yaşlı adamın son derece manzaralı bir yer aldığını duymuşlar ve ister istemez telaşa düşmüşlerdi.

Doktor olan:

—Bunu da diğeri gibi çarçur eder, diyordu. Ailede bizim paramızla mal sahibi yapmadığı adam kalmadı zaten.

Babaları, evlatlarına güvenmediği için sağlığına hayır yapmak istemiş ve o güne kadar edindiği servetinin bir kısmıyla aile fertlerinden bazılarına işyeri açmıştı. Şimdi de aldığı arsanın herkese yeteceğini söylüyordu. Bu ise, “arsa taksim edilecek” demekti.

Adamın mimar olan ikinci oğlu ise bambaşka hayaller peşindeydi. Arsayı henüz görmemiş olmasına rağmen orada mükemmel bir sitenin yapılacağına inanıyor ve yerin en manzaralı kısmında kendisine müstakil ev planlıyordu. Doktor kardeşinin yıllardır kurmaya düşündüğü klinik, bu sitenin merkezinde yer alabilirdi. Zaten kalp hastası olan babaları için de böyle bir yer gerekmiyor muydu?

Arsanın takdim edilme endişesi, yıllardır görüşmeyen iki kardeşi bir araya getirmiş ve onları tuhaf düşüncelere sevk etmişti. Belki de son günlerini yaşayan babaları bugün ölecek olsa , arsanın tamamı kendilerine kalmayacak mıydı?

Bu fikir çocukların beyinlerini bir kurt gibi kemirmeye başlamış ve sonunda onları, babalarının ölmesiyle acılarının da sona ereceğini inandırmıştı.

Ve yaşlı adam, arsaya ait herhangi bir muamele yapılmadan önce vefat etti.    İki de bir de tekleyen kalbi, bin bir güçlükte büyütüp doktor ettiği oğlunun biraz fazla dozda vurduğu kalp iğnesine dayanamamıştı.

Adam, ertesi gün defnedildi. Okunan Kur’an bittikten sonra çocukların yanına gelen mezarlık bekçisi, başsağlığı dileyip:

― Rahmetli babanız, ölmeden bir ay önce mezarlığın bu tepesini almış ve “ailemdeki herkese yeter” diyerek aile mezarlığı yapmıştı, dedi. Nur içinde yatsın, hep başkalarını düşünürdü.


Affetmek

          Bir lise öğretmeni bir gün derste öğrencilerine bir teklife bulunur:

“Bir hayat deneyimine katılmak ister misiniz?’

Öğrenciler çok sevdikleri hocalarının bu teklifini tereddütsüz kabul ederler.

“O zaman” der öğretmen :  “Bundan sonra ne dersem yapacağınıza da söz verin”

Öğrenciler bunu da yaparlar.

“Şimdi yarınki ödevlerinize hazır olun.Yarın hepiniz birer plastik torba ve beşer kilo patates getireceksiniz!”

Öğrenciler, bu işten pek bir şey anlamışlardır. Ama ertesi sabah hepsinin sıralarının üzerinde patatesler ve torbalar hazırdı.

Kendisine meraklı gözlerle bakan öğrencilerine şöyle der öğretmen:

“Şimdi, bugüne dek affetmeyi reddettiniz her kişi için bir patates alın, o kişinin adını patatesin üzerine yazıp torbaya koyun.”

Bazı öğrenciler üçer-beşer tane patates koyarken, bazılarının torbası neredeyse ağzını kadar dolmuştur. Öğretmen, kendisine:

“Peki şimdi ne olacak?” der gibi bakan öğrencilerine ikinci açıklamasını yapar:

“Bir hafta boyunca nereye giderseniz gidin, bu torbaları yanınızda taşıyacaksınız.Yattığınız yatakta, bindiğiniz otobüste, okuldayken sıranızın üstünde hep yanınızda olacaktır.’

           Aradan bir hafta geçmiştir. Hocaları sınıfa girer girmez, denileni yapmış olan öğrenciler şikayete başlarlar:

“Hocam, bu kadar ağır torbayı her yere taşımak çok zor.”

“Hocam, patatesler kokmaya başladı. Vallahi, insanlar tuhaf bakıyorlar bana artık. Hem sıkıldık, hem yorulduk.”

Öğretmen gülümseyerek öğrencilerine şu dersi verir:

“Görüyorsunuz ki, affetmeyerek asıl kendimizi cezalandırıyoruz. Kendimizi ruhumuzda ağır yükler taşımaya mahkum ediyoruz. Affetmeyi karşımızdaki kişiye bir iyilik olarak düşünüyoruz. Halbuki affetmek en başta kendimize yaptığımız bir iyiliktir.’ 



Arkadaşlarınla Paylaş ! :

 



Bu yazıyı sizden önce 109 kişi inceledi...



 

 
 
 
 
127 izlenim

88 izlenim

55 izlenim

191 izlenim

202 izlenim

495 izlenim

308 izlenim


 
 ©  2008 Accayip.net Asp Coders Msx - Hosting Sponsorumuz Altinsoft.com

site ekle,sitelerdeara.com